Uzun yıllar ağırlıklı olarak hekimlerin değerlendirdiği kişisel sağlık belirteçleri, günümüzde yeni bir döneme girdi. Kan ve idrar tahlilleri gibi alışageldiğimiz laboratuvar verilerine, akıllı cihazların izlediği biyolojik ritimler ve hesapladığı uyku, aktivite ve toparlanma skorları gibi pek çok yeni gösterge eklendi. Artık bu verileri yalnızca hekimler değerlendirmiyor; kişiler kendi sağlık göstergelerini takip ediyor, yapay zekâ destekli sistemler ise verileri anlık olarak yorumlayarak öneriler sunuyor ve kimi zaman bu değerlendirmeler doğrultusunda belirli işlevleri otomatik olarak devreye sokuyor.
Bu dönüşüm, akupunktur alanında da üzerinde çalışmamız gereken yeni sorular doğuruyor. Bir yandan klasik laboratuvar verilerinin akupunktur açısından nasıl yorumlanabileceğini açıklığa kavuşturmalı, diğer yandan biyolojik ritim, uyku ve aktivite göstergelerinin akupunktur değerlendirmesine nasıl katkı sağlayabileceğini araştırmalıyız. Bunun yanında, akupunktur teorisinden ve klinik gözlemlerimizden hareketle yeni kişisel sağlık belirteçleri geliştirebilmeli; bu belirteçlerin anlamını, güvenilirliğini ve klinik yararını sınayabilmeliyiz.
Bu düşünceden yola çıkarak yazarlarımızla birlikte ayrıntılı ve kapsamlı bir çalışma yürüttük. Kişisel sağlık belirteçlerini farklı yönleriyle ele aldığımız bu sayıyı sizlerin değerlendirmesine sunuyoruz.
Bu konuya ilişkin hazırladığım kapsamlı çalışmanın tamamına dergimizin mevcut hacmi içinde yer vermek mümkün olmadı. Bu nedenle çalışmayı bir kitap olarak yayımlamak üzere hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Kitabın çok yakında sizlerle buluşacağı müjdesini de bu vesileyle paylaşmak isterim.
Her sayıda dile getirdiğimiz gibi, Türk akupunkturunda bir şeyler değişiyor. Büyük bir potansiyel var ve bu potansiyelin harekete geçmesiyle değişim giderek daha fazla hissediliyor. İnşallah bilimsel üretimin, klinik deneyim paylaşımının ve dayanışmanın güçlendiği bir dönemi hep birlikte inşa edeceğiz.
Ancak bu potansiyelin önünde duran bazı alışkanlıkları da açıkça konuşmamız gerekiyor. Ankara–İstanbul–İzmir ekseninde şekillenen kongre düzeninde bu yıl sıra İstanbul’da. Haftada dört gün çevrim içi, ayda en az bir kez yüz yüze akupunktur semineri veren ve yüzlerce hastanın tedavisini üstlenmiş bir hekim olarak bu yıl da kongreye davet edilmedim. Bunu kişisel bir kırgınlık meselesi olarak görmüyorum. Benim itirazım, ülkemizde akupunktura emek veren insanların katkılarının dar çevrelerin tercihleriyle sınırlı kalmasına.
Türk akupunkturunun gelişmesi için farklı birikimlerin buluşabildiği, emeğin ve bilimsel üretimin karşılık bulduğu, eleştiriye açık ve kapsayıcı platformlara ihtiyacımız var. Dışlayıcı tutumların aşılması ve Türk akupunkturunun hak ettiği yere ulaşması için daha çok çalışmam, daha çok çalışmamız gerekiyor. Bu dergiyi ve hazırlamakta olduğum kitabı da bu sorumluluğun bir parçası olarak görüyorum.
İstanbul Akupunktur Dergisi Ekim 2026 Sayısı
İmtiyaz sahibi: Dr. İbrahim Çerçi : www.dribrahimcerci.com
Akupunktur Seminerleri : www.duraakupunktur.com